BU BLOG DOMUZ GRİBİNE KARŞI KORUNMUŞ OLUP, SÜREKLİ OLARAK DEZENFEKTANLARLA TEMİZLENMEKTEDİR !!!

BLOGGERIN NOTU

Bu sabah bi hayli erken kalktım; aslında saatimi 7ye kurmıuştum, kursa gitmeden önce bi iki saat daha ders çalışabilmek için, ancak gördüğüm rüya beni saat 7den de önce kaldırdı. Ölümdü bu sefer tatlı rüyalarıma giren, belki de dün yatmadan önce en son ölüm hakkında yazılmış bir yazıyı okuduğumdandı, içtenliği, samimiyeti ve duygusallığıyla beni bi hayli etkilemişti aslında şurdaki yazı.

Hayır ben de şimdi burda ölüm hakkında yazmicam, sadece rüyamda çok severek takip ettiğim iki blogger hayatını kaybetmişti; birinin ölümü diğerinin yüzünden gerçekleşmişti; aslında onun suçu yoktu; o sadece intihar etmek istemişti, hayatın omzuna yıktığı acı ve ağır yükleri kaldıramayan samimi bir gençti. Diğeri ise sadece o anda arabayla ordan geçmekteydi.

Sahne burda kesildi; polisler çocuğun evine gittiler; ona olayı anlattıklarında yıkıldı. Polis sirenleri, gece ışıkları, hızlı hızlı yağmaya başlayan yağmur ve çalan telefonlar...

Sonra gözümü açtım; inanamadım birden, rüya olduğunu görünce sevindim; o anda garip hisler dolandı içimde aslında; meğer ben ne kadar alışmışım buraya...

Hepinizi çok seviyorum...

*Yazıyı uyanır uyanmaz yazdım yani şu adan 7.48de ancak bunu akşamüstü yayınlicam, ve kimse kusura bakmasın ama o isimleri veremem burda...

Aman lütfen herkes kendisine dikkat etsin...

WE ALL LIVE A FUCKING LIFE, ISN'T IT A TRUE THEORY


iki şey çiziittirp gidicem bebeğim

bak şimdi babam söyledi laptopunu alıp gidebileceğin en iyi yer starbucks mış, eh bebeğim işimi biliyorum, her zaman zevkli olduğumu söylemiştim zaten. cidden ha tek güvendiği şey o.

pazartesi saat 11e kadar 6 makale ve don quixote bitirmeliyim

salı gününe 8 kısa öykü okumalıyım toplamda eşittir bir roman.

çarşambaya formasyon var, ama sınavı gece yarısı artık ona çarşamba çalışırım

perşembeye de şiir sınavım var, çok şükür onu biliyorum.

mutlu olmam için elimde yeteri neden var bunu fark ettım. ama biri bana sevgilinin öenmli olmadığını açıklasın, artık bu yalanı kendime söylemek istemiyorum.

mutsuzluğumun tek nedeni bu, evet sanırım ergenliği yeni yeni yaşamaya başlıyorum.

kendime bi ajanda tutmaya başladım. 1 kasımdan itibaren. her gün ne bok yiyosam oraya yazıyorum. günlerim çok boş geçiyo bunu fark ettım.

2 vize bitti kaldı 4. çalışmadım, hayatımda ilk defa tembellik yapıyorum, ama barajı geçerim herhalde. neyse what goes around what comes around. what u see is what u get.

ha bide alışmışım sürekli sen yaapsrın sen edersin demeye, yani beni destekleyen yok şey yok. o yüzden çalışmıyorum.

neyse bebişler ben kaçar, hadi kalın sağlıcakla :))))

Love you all, her haftaya cumaya kadar bensen ses çıkmazsa ya H1N1 virüsüne kapılmışımdır ya da yorugunluktan ölmüşümdür. hep demiştim zaten morir en soledad diye. bunu derste solemiştim de hoca üzülmüştü. yani yanlız ölmek :)

yok yok melankolik ve ya depresif değilim :) hadi XoXo :P

İLAN-I AŞK !!

Şimdi efendim blogumu yeni takipe alanlar bilmezler; evvel zaman içerisinde 12 hafta boyunca her cumartesi ''Cumartesi Dedikoduları'' adı altında temalı yazılar yazıyodum. Bunlardan bir tanesinin konusu da kadınlar ve erkekler idi. Hatta yazıyı okumadan önce isterseniz bi şuna bakınız.

Aslında yine de kadın ve erkekler üzerine hiç bişey söyleyemem; zaten söylemek de haddime düşmez. Bu yazıyı yazma sebebim de aslında şu; geçen bi arkadaşım sevgilisine ilanı aşk yapıyo ya da ediyo (hangisi doğru ?) Aşkını ilan eden kız, eh sevgili de erkek !! Hani bence ortada anormal bişey yok, ama bunu bir çokların yanında söylediğinde ayıplanabiliyosun.

Yani sonuçta bi kız bi erkeğe karşı bişey hissedemez mi ? Bu oyunun kuralı illaki ilk adımı erkeğin mi atmasıdır ? Belki erkek ondan hoşlanmıyodur, kız da ondan hoşlanıyodur, ama çekingen olduğundan pek de belli edemiyor; eh hayatı boyunca bunun acısını, sızısını içine atıcağına; neden söylemesin ki bunu.

Ya da evlilik teklifi ?? Bir kız erkekten çok daha fazla evlenmek isteyip, ilk adımı o üstlenemez mi ??

İşte toplum baskısı ?? Kadın-Erkek kavramı!! bence hayattaki en berbat öğeler (aslında doğru kelime bu değil ama)...

Diğer bir şekilde neden herşey erkeklerden beklenir ki ?? diye de sorulabilir.

Umarım demek istediğimi size geçirebilmişimdir.

O GECE =)


Cumartesi gecesi gündüz kadar bi hayli ilginçti. Aslında gün içinde ilginçlik yok yoğunluk vardı.Öğlen Formasyon dersini hoca her zamankinden uzun tutunca cinlerim tepeme çıktı, çünkü sadece bu haftaya mahsus cumartesi günü 3-7 arası ispanyolca kursu da yapıcaktık, bayramda yapamicaz diye. Eh okuldan çıktıktan sonra 2.30da anca Taximde oldum, hemen gidip bi kahve alıp Cervantese geçtim, işte ders falan derken 7de işimiz bitti.

Daha önceden planladığımız gibi akşam arkadaşalrla dışarı çıktık, yani kurstakilerle, Monica'nın annesi mızmızlandığı için o ikisi gelmedi, sınıftan başka gelmeyenler de oldu, yani kısacası 6 kişi gittik. Çıkmamızın asıl sebebi ise GS-FB maçıydı.

3 erkek üniversite öğrencisi, 2 iş kadını bir iş adamı. En küçükleri bendim evet 19 yaşında olmak bu gibi durumlarda gayet ezik bir durum oluyo :)

Aslında hiç gitmek istemedim, ama onlar 1, 2 saat oturup kalkarız diyolardı, eh iyi o zaman dedim, gideyim bari. Bi de merak ettim, ne konuşursun ne edersin...Bu arada 2saat 5 saat oldu :)

Farklı yaş grupları ve farklı statülerden (aslında 2 farklı) insanlar bir araya gelince bir hayli farklı konular üzerine de tartışma oluyomuş demekki.

80li yıllarda çocuk olmak, 90 yıllarda çocuk olmak. 80ler müziği, 80 modası ve saç stili, Madonna, Michael Jackson, Freddy Mercury ve onun ölümü. Politika, darbeler, sinema, herkesin beyninde iz bırakan filmler, kitaplar, İspanyolca, aşk, neden aşk önemlidir, sevgilinde ne ararsın, futbol, eşcinsellik, Türkiye'de yaşamak, İstanbullu olmak, Avrupa Yakası, Anadolu Yakası, Yurt dışında yaşamak, iş hayatı, öğrenci hayatı, maceralı tatiller, backpacking (sanırım kelime böyle bişeydi) maaşla geçinmek.

Aklıma aslında sadece bu kadarı geldi ancak emin olun konuşma daha bunun iki katı konu etrafında dönmüştür, aslında olayın daha da eğlenceli olan kısmı birbirleriyle bağlantılı olan konular sayesinde konuşma ortamı değişmedi, gayet pat diye birden konu başka tarafa sürüklenip konular değişti. Örneğin aşk hayatından eşcinselliğe gelinilmedi, ya da futboldan konuşurken birden bire yurt dışında yaşamak nasıl bişeydir bu tartışılmaya başlandı...

Sonuç eğlenceli geçti, en azından benim için değişik ve iyi bir deneyim oldu. Biz iki kişi 12 de ayrıldık ama sanırım diğerleri 1.30 2ye kadar daha oturmuşlar, zaten birinin sevgilsii diğerinin kuzenleri falan da katılmıştı gecenin ilerleyen dakikalarında...

ANA TEMA: her ne kadar arkadaşlarımla yapmış olduğum sohbetlerde daha rahat ve daha eğlenceli olsam, o gece de güzeldi...

Bilmem neden, resmi ararken bira değil de cerveza olarak arattım, yani İspanyolca olarak. Aklıma hemen bi söz geldi tam hatırlamıyorum ama şöyle bişeydi, 2 Cervezas, Un Tequila y Dos Mujeres // 2 bira bi tekila 2 de hatun...Yazın bi çeviri yapmıştım orda yazıyodu hatta devamı da şöyleydi Meksika'ya gidicekler sadece bu cümleyi bilseler yeter =)

başımdan geçenleri unutmaz isem eğer
tüyap yazısını yazacağım siz sevgili kuzucuklarım

ha bir de cumartesi gecesi
uu neler olmadı ki

he bu arada blog yazı temalarını değiştişricem
derken böyle yazılar yazıcaaıımı kast etmemiştim

dün akşam sınav çalışmaya başlarkene aklıma
güzel yazı geldi
hemen onu karaladım
ama biraz çalıştım tabe

lütfen blog temalarından anlayan biri bana yardım etsin

neyse folks, love you

hani hep yakınırdın ya yazıcak bişey bulamıyorum diye !
başla işte şimdi yazmaya !
bekleme, anlat !
uğursuz !

Kasım geldi ya...

Bak yeni tema yaptım

Artık blogumu 61 değil 59 kişi izliyo

Yarın Tüyaptayım

Biraz da hastayım

Yazı temaları değişicek

Bu yazı ortadan kalkıcak

Headera resim ekleyemedim

Starbucks temalı yazılarım olucak her hafta bi de

That's all folks.

Ciao

TOP 5 EKIM

Ekim süresince yine her zaman olduğu gibi bir numara isimler bir numaralı şarkılarını yayınladılar. Bize de onları, ağızlarımızın sularını akıtarak izlemek düştü. İşte Billboard ve Top Of The Pops listelerinden sonraki en güvenilir liste.


5.- Kelly Clarkson: Already Gone
2009 başında All I Ever Wanted albümünü yayınlayan ve içerik bakımından Breakaway'e andıran albümden üç başarılı hit çıktı. Ki bu hitlerden biri vakti zamanında Billboard listelerinde zirveye çıkmış, diğeri iki single ise ilk 20ye girmeyi başarmıştır. Kelly'nin hali hazırda 2 Grammy'si ve MTV ödülleri bulunmakta. Kendisi ayrıca Taylor Swifte yaptığı hakkaretten ötürü Kanye'ye çok sert çıktı.
4.- Daniel Merriweather: Impossible
Avustralyalı genç 2009 Haziranın'da çıkartmış olduğu albümü Love & War ile İngiltere listelerinde 2 numaraya kadar çıkmayı başardı bile. Ayrıca 2009 MTV EMAlerde de En İyi Çıkış Yapan Sanatçı dalında da adaylığı var.
3.- Mika: We Are Golden
2007 yılında yayınlamış olduğu Life In A Cartoon Motion albümü bir anda tüm Avrupa'nın en sevdiği isim haline gelen Mika Grammy2lere bile aday oldu. O denli başarılı anlayacağınız. 2009 yılında yani bu sene Tho Boy Who Knew Too Much'ı yayınlayan genç şarkıcının son şarkısı ve videosu ise yine her zamanki gibi oldukça renkli ve eğlenceli. Mika'nında 2009 MTV EMA Awards'da En İyi Erkek kategorisinde adaylığı bulunmakta.
2.- Beyonce: Broken Hearted Girl
Hiç kuşkusuz 2008 yılından beridir fırtınalar estiren Beyonce bu listede olmazsa olmazdı. If I Were A boy ile başlayan I Am... şimdi de Broken Hearted Girl ile devam etmekte...Şarkıyı henüz listeme alabilmemin nedeni ise uzun hikaye :) MTV EMAlerde 4 adaylığı olduğunu belirtip zirveye geçmek istiyorum...
1.- Britney Spears: 3
Kendisini 2009 EMAlerinde göremeyecek olsak da, o da hiç kuşkusuz 2008 ve 2009un en bomba ismiydi. 10 yıl aradan sonra Womanizer ile 90 basamak atlayarak Billboard listelerinin zirvesine çıktığı anda herkes ne denli başarılı bir albümün gelceğini tahmin etmeye başlamıştı. Albümün tek falsosu Bonus Track olarak kullanılan Radar'ın 4. video olarak seçilmesiydi. Madonna gibi o da şu aralar Greatest Hits albümü ile uğraşıyor ancak bi farkla ki, albüm tam anlamıyla hayal kırıklılığı. GH albümünün tek yeni hiti olan 3 ise hem Britney'e 3. kez zirve tadı yaşattırıyor hem de benzerine pek fazla rastlanmadık bir şekilde Billboard HOT 100 listesine zirveden giriş yapıyor.
Göze Çarpanlar
Black Eyed Peas: Meet Me Halfway
Rihanna: Russian Roulette
Lady Gaga: Bad Romance
Joss Stone: Free Me
Muse: Uprising
La Roux: Bulletproof

WUHUUU, I AM THE BUSY BEE



Hayatım son zamanlarda düzene girmemekle ısrar ediyor sanırım...Bu yüzden buraya da yazı bile yazmak istemiyorum, çünkü ortaya çıkıcak cümleler eğlenceli ve umut vadedici olmayacaklar. Haliyle bu tür yazılar da yazmak istemiyorum çünkü bunu kendime yediremiyorum, yani ben hep gülerdim, ben hep mutluydum, sadece saçma sapan şeyleri kafama takardım. Sanırım ben büyüyorum ve büyümek hiç de insanı mutlu yapan bir şey değil.

Neyse az da olsa ders çalışmaya başladım, dergilerimi okuyorum ve 4 tane kitap okuyorum aynı zamanda. Shakira ve Mariah Carey albümlerinin yanısıra Whitney Houston, Nelly Furtado ve Joss Stone albümlerini de dinledim. Bunların hepsini yakında müzik bloguma koyucam zaten.

Uzun süredir film izleyemiyorum, hem de epeydir uzun bi süre, şimdi ben PC den izleyemiyorum eh evde de sürekli adam olunca elimdeki bütün DVDlerde odamda öylece tozlanmaya yüz tuttular. Ha bi şu sinema klubü şeysinde bi film izledim.

Yarın yoğun bi gün olucak. Formasyon dersim var 2 de o bitiyo. Sonra saat 3te Cervantesde İspanyolca dersim var K. Bayramında yapamicaz diye telafisini yapıcaz yarın, sanki çok lazımmış gibi. Bide ondan sonra yanlış anlamadımsa hep beraber Monica ve Küba'dan gelen annesi dışarı çıkıcaz, uff sanki çok lazım, belki de gitmem, ama giderim de belli olmaz. Sonra eve gelip muhtemelen kısa bir süre nette takılıp uyurum pazar sabahı çünkü yine kurs var :(

Aslında yarın bide şu sinema klubü şeysinde Madonna filmi gösterilicek hani Gogol Bordello solisti ile çekilen film, ama ne yazıkki gidemicem, uff puff.

Sıkı dur şimdi.
Pazartesiden itibaren 2 hafta boyunca vizeler var. Ama ilk hafta çok boş. Çarşamba çeviri ve cuma eleştiri sınavlarım var, onun dışında 3 gün boşum. Ama Ptesi- Salı korku anlatıları konferansı var, İngiliz Edebiaytı düzenliyomuş. Pazartesi günü aslında Twiligt- Moonlight ve True Blood hakkında bı bölüm var, buna gidebilirim ve salı günü de biizm eleştiri hocasının bi konuşması var. Ama bizim eleştiri hocası konuşurken aynı anda Adam Fawer yani Olasılıksızın yazarı bizim bölümde konferans vericek. Hoş, ne o adamı takıyorum ne de korku konferansını ama merak ediyorum. Bide başka bi gün başka bir amerikalı yazar ki bu adam aynı zamanda MJ Bad videosunun yaratıcısı olan bir şahsiyet gelicekmiş, bilmiyorum belki ona da gitmem ya da giderim. Bu arada Korku konferansı linki için tıkla bebeğim. Adam Fawer da D&R'a da geliyomuş bu arada, belki onu orda da ziyaret edebilirim. Onun için de tıkla.

Ha bir de yarın kitap fuarı başlıyo, herhalde Pazartesi oraya giderim diye düşünüyorum, gerçi yalnızım ama bilemiyorum, aslında bu tür yerler de yalnız geizlir ama, her neyse bakcaz artık.

Bu kadar işte sen ne yapıyosun bu aralar ??

Ha bir de havalar soğudu bugün kışlıklarla sokaktaydım, eh evde de üşüyorum, kışlık terliklere geçiş yaptım bakın :)

BAK ORADA NE VAR, OĞLUM? GÖRDÜM BABA, GÖRDÜM ONU !


Mutluluk da tıpkı hayatının aşkı gibidir; yanıbaşında bulunan güzelliğin farkında değilsindir; ararsın her tarafta hayatının aşkını. yok o kahve sevmez, yok diğeri kitap okumaz, yok beriki pop müzik dinlemez... daha da ararsın farkında değilsindir oysa bit pazarında kaybolduğunun...

Oysaki uğraşmazsan, yanında durana baksan; onun gözlerine, sana bakarken onların nasıl güldüğünü görsen, kulaklarını iyi açıp onun kalp atışlarını dinlersen, anlarsın; anlarsın onun da seni sevdiğini...

Anlarsın belki de soluduğun havanın ne kadar değerli olduğunu, sana değer veren insanların her zaman yanı başında olduğunu, sevdiğin şeyleri yapabilme özgürlüğünün elinde olduğunu...

Belki görüsen bunları, belki anlarsan bazı şeyleri, işte olursun o zaman aşık; hayata ve kendine...

I gotta find my place
I wanna hear my sound
Don’t care about other pain in front of me
Cause I’m just tryna be happy, yeah
Just wanna be happy, yeah